Anamızı, babamızı, en yakınlarımızı yanlış yapınca eleştiriyoruz da çalıştığımız kurumlar yanlış yapınca, hatalı karar alınca eleştirmeyelim mi?
Elbet hakkımızı isteyeceğiz, hakkımız ise alacağız. Hak aramak bir isyan değil, bir ihtiyaçtır.
Diyoruz ki enflasyon var, bu canavarın gölgesinde yaşıyoruz, diyoruz ki geçim zor, diyoruz ki emeklinin hali asgari ücretlinin hali perişan.
Vergisi sgk primi daha maaşı cebine girmeden kesilen bordrolu çalışanın hali iyi mi?
Hayal olmuş ev-araba almak ama ev taksiti araba taksiti ödeyen var, çocuğunu okula kaydettiren var, üniversite eğitimine gönderen var, yenice kucağına alan var. 12.500 lira ile geçinmeye çalışan ana-babasına destek olan var. Herkesin bir beklentisi var.
Korkuyoruz her geçen gün elimizdekini de kaybetmekten, ama ne kaldı ki elimizde? İktidar karabasan gibi çöküyor, gulyabani gibi korkutuyor, ama iktidar kim?
İktidar, karar veren kimse o (onlar).
İktidar eşitlikçi olmalı, hakkaniyetli olmalı, adalet ile yönetmeli ve adil dağıtmalı.
Bir baba bir oğluna dondurma alırken diğer oğluna almazsa yine “iktidardır” ama bu durumu masum bir şekilde geçiştirmemek lazım.
Amasız fakatsız iktidar olmak lazım.
Zaten merkezi yönetimdeki iktidar enflasyon oranları ile oynayarak maaşlarımızdan çalıyor, bari onların verdiğini yerelde iktidar olarak elimizden almayın, unutmayın, uyutmayın.
